Ramazan ÇAKIR Yazdı; NEDENLERİMİZ ÇOK

Ramazan ÇAKIR Yazdı; NEDENLERİMİZ ÇOK

NEDENLERİMİZ ÇOK

Maçlardan sonra, maça ilişkin yorum yapmak bazen bende ruhsal kör düğüme dönüşür. Balıkesir maçı da bunlardan birisiydi.

Demirspor açısından maçı üç bölüme ayırmak gerekir. Birinci bölüm; 1 ile 37. dakikalar arası İDARE EDER. İkinci bölüm; 37 ile 45.dakikalar arası; ARZU EDİLEN DEMİRSPOR. Üçüncü bölüm ise; 46 ile 90.dakikalar arası (yani ikinci yarı); MAÇ BİTSEDE GİTSEK.

Yani koca doksan dakikaya sığdırabileceğimiz 7-8 dakikalık bir bölüm. Aslında maçı kazanmak için bu bile yetebilirdi. Şayet becerikli olabilseydik. Yettiremedik çünkü, nedenlerimiz çoktu. Nedenlerimiz ise; geçmişten gelenler ve bugünkülerdir.  Geleceğe ilişkin kaygılara şimdiden girmekte doğru olmasa gerek.

Geçmişten gelenler; Takıma sonradan gelen oyuncuların hazır olmayışları, birlikte geçirilmeyen kamp dönemi, uyumsuzluk, bunların başında gelmektedir.

Bugünkü nedenler; Golcü sıkıntısı, bireysel yeteneklerini skora yansıtacak oyuncu azlığı (zaman zaman sadece Junior), diğer oyuncuların form durumuna baktığımızda, sıralamadaki yerimizi tarif eder niteliktedir. Hala oyuncular arası oyunsal uyumsuzluk devam etmektedir. En önemlisi de, Yücel hocanın oyun sistemi, ideal kadro arayışı ile oyuncu tercileridir.

Oyuna ilişkin;

Çok tekrar edilen ve gerçeği yansıtan “Futbolun adaleti yoktur” sözünü, bu maça yakıştırabilirsiniz. Evet, Balıkesir çeyrek bile olmayan pozisyondan gol üretmiştir ama modern futbol adına çok önemli işler yapmıştır. Zaman zaman oyunu daraltarak otuz metreye iki takımı hapsetmiş, orta sahayı kalabalık tutarak Demirsporlu oyuncuların top almalarına müsaade etmemiş ama sahadan galip ayrılmasını bilmiştir.

Defanstan çıkarılan toplarda Jan Rajnoch hala sıkıntısı, Efe ve Birol’un topu oyuna koymak istediğinde öndeki oyuncuların top almak adına hareketlenmemesi, Erçağ-Kamil uyumsuzluğu, yardımlaşma problemi Cumartesi günü göze batan ciddi olumsuzluklardı.

Gol ve golcü sıkıntımız;

Rostand şu topa bir kaleye vursa da biz de vurduğunu görebilsek.

Sağdan ve soldan yapılan bir sürü ortalarda Rostand’ın (ya da Junior’un) kaleciyi rahatsız etmeyişi garip geldi bana. Geçen seneyi analiz ettiğimizde, Gökhan Kaba ile Junior’un uyumuydu. Bugün Juniuor-Rostand uyumuna baktığınızda bunu görebiliyormusunuz? Cumartesi günü özellikle Rostand’a ilişkin tuttuğum notları sizinle paylaşayım;

-         Dakika 17; Erçağ’ın iyi ortasına altı pas içerisinde kötü kafa vuruşu kalecinin üzerine,

-         Dakika 19; ofsayt pozisyondan kaçan Rostand’ın gol pozisyonuna girecek Junior’un yolunu keserek çarpışması (kendine yetmiyor arkadaşına bile mani),

-         Dakika 21; Junior içeriye öylesine bir derin pas yapıyor ki Rostand’a ama buna karşılık sıfır.

-         Dakika 43; Rostand ara pasında kaleci ile karşı karşıya ama 2-3 metre geriden gelen adam yetişip topu kornere atıyor.

-         Dakika 82; Rostand penaltı noktasında topla buluşuyor, topu taç çizgisine yakın bir arkadaşına pas atıyor. Tutamadığım diğer notlarıda işin cabası.

Hocaya eleştiri;

Yücel hoca’nın kadro seçimine saygı duymakla birlikte; formda olan Yiğitcan’ın kesilmesi, Mesut Saray’ın kadroya girememesi, oyuncu değişikliklerinde tercihler ve müdahale zamanı eleştirilebilecek konuların başında gelmektedir.

Hakem Bülent Birincioğlu’nun pozisyonlara ilişkin yorumları sıkıntılıdır. 37.dakikadaki pozisyonu Metin Şentürk bile görürdü.

Son söz;

 Önümüzdeki Samsun deplasmanından sonra sahamızda Buca maçının yine seyircisiz oynayacak olmamız sıkıntımızın devamı niteliğindedir. Cumartesi günkü maç seyircili oynansaydı, kesinlikle kaybedilmezdi. Maç sonunda çocuklar ve bayanlar, maçı kaybetmemize rağmen “büyük kaptan takımı buraya getir” şeklinde seslenmeleri, Efe’nin de buna kayıtsız kalmayışı Demirspor sevgisi adına anlamlıydı.

 

Saygılarımla, Ramazan ÇAKIR

Facebookta PaylaşTwitter'da Paylaş

Yorumlar(0)

Henüz Yorum Eklenmemiş

Yorum

(*) Zorunlu alanlar

CAPTCHA

Resmi görüntülemekte sorun yaşıyorsanız yenileyiniz.

Lütfen bu alana yukarıda gördüğünüz güvenlik kodunu giriniz